Eli kanlı hiç kimse geçiş yönetiminde yer almamalı
09 Mayıs 2013 ANKARA
Dışişleri
Bakanı Davutoğlu, "Suriye'de eli kana bulanmış olanların yer almadığı
ve muhalefetin de sürecin içinde olduğu bir diyalog her zaman olabilir"
dedi.
Dışişleri Bakanlığında Burkina Faso Dışişleri ve Bölgesel İşbirliği
Bakanı Djibrill Yipene Bassole ile bir araya gelen Dışişleri Bakanı
Ahmet Davutoğlu, 100 bini aşkın insanın öldüğü, 100 bini aşkın insanın
kaybolduğu ve Suriye halkının neredeyse yüzde 60'ının yerlerinden edildiği bir konjonktürde, hiç kimsenin rejimin devamı üzerine bir diyalog yürütmeyeceğini ifade ederek, " Suriye devletinin, devlet varlığının devamı ama eli kana bulanmış olanların yer almadığı ve muhalefetin de sürecin içinde olduğu birdiyalog her zaman olabilir. Biz hiçbir zaman buna karşı çıkmadık. En başta kendimiz bunun için çok çaba sarf ettik" dedi.
ABD
Dışişleri Bakanı John Kerry'nin Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov
ile görüşmesinin ardından kendisini aradığını kaydeden Davutoğlu, "Esas
olan, Suriye
halkının iradesini temsil edecek bir geçiş yönetiminin kurulması ve eli
kanlı olan kimsenin, böyle bir geçiş yönetiminde yer almamasıdır. Bizim
diyalogdan ve siyasal süreçten anladığımız temelde budur"
değerlendirmesinde bulundu.
Suriye'de kimyasal silah kullanıldığı iddiaları
Suriye'den Türkiye'ye getirilen yaralılarda, kimyasal silah
kullanıldığına dair araştırma yapılıp yapılmadığının sorulması üzerine
Davutoğlu, Türkiye'nin kimyasal silahların kullanımını en büyük insanlık
suçu olarak gördüğünü ifade etti. "Kim kullanırsa kullansın tutumumuz
budur" diyen Davutoğlu, Türkiye'nin dünyanın kimyasal ve nükleer
silahlardan arındırılması için birçok uluslararası inisiyatifin içinde
yer aldığını hatırlattı.
Davutoğlu, kimyasal silahların son bir
iki gün içinde Suriyeli muhalifler tarafından kullanıldığı iddiaları
üzerine görüştüğü BM Genel Sekreter Yardımcısı Yan Eliasson'un kendisine
çok net ve açık ifadelerle "Evet, kimyasal silah kullanılması hepimizin
kaygısıdır. Bu açıklamanın hiçbir zemini yoktur. Bu konuda en yetkili
makamlarımız açıklama yaptılar. Suriye muhalefetinin böyle bir silah kullandığına dair elimizde bulgu yok" dediğini kaydetti.
Davutoğlu,
Türkiye'ye gelen yaralılar üzerinde eskiden beri tetkikler yapıldığını
anımsatarak, "Yaralıları hem tedavi ediyoruz hem de böyle bir ihtimal
söz konusu olması halinde gerekli araştırmaları yapıyoruz. Gelen
yaralılar arasında 10-12 yaralıda biraz daha ciddiye alınması gereken,
bazı tetkik ve araştırma ihtiyacı vardı. O çerçevede araştırmalar
sürüyor. Herhangi bir şekilde nihai netice ortaya çıktığında, bunu
kamuoyuyla paylaşırız. İlgili uluslararası kuruluşlara da bunu
bildiririz" dedi.
AB süreci insanca yaşam sürecimizdir
Bakan
Bağış, Avrupa Birliği sürecinin, Türkiye'nin insanca yaşam süreci
olduğunu belirterek "Türkiye'nin demokratikleşmesine, şeffaflaşmasına ve
kalkınmasına katkıda bulunurken, çözüm sürecinin de en önemli
platformu" dedi.
AB
Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Ulusal Ajans'ın 10. yılı
dolayısıyla Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen "81 İl 81 Proje, Ulusal
Ajans'ın 10. Yılı Festivali"nin açılışında yaptığı konuşmada, festivali
yarın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da ziyaret edeceğini belirtti.
AB Bakanı
ve Başmüzakereci Bağış, İstanbul'un birçok konuda olduğu gibi ulusal
program projeleri konusunda da öncülüğü üstlenmiş durumda olduğunu
söyledi.
İstanbul'un 39 ilçesinin de Avrupa Birliği programlarından yararlandığına dikkati çeken Bağış, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Avrupa
Birliği fonlarıyla hem ilçenin ihtiyaçları gideriliyor hem de o ilçenin
yaşayanları Avrupa'da eğitim imkanlarına kavuşuyor. Emeği olan herkese
teşekkür ediyorum. Avrupa Birliği süreci, bizim reform, çözüm ve insanca
yaşam sürecimizdir. Avrupa Birliği süreci, aynı zamanda bizim kendi
özümüze dönme sürecimizdir. Özümüze dönmekle de şunu kastediyorum; biz
tarihte en güçlü olduğumuz dönemlerde bile 'insanı yaşat ki devlet
yaşasın' demiş bir medeniyetin mensuplarıyız. 'İnsanı yaşat' derken
hiçbir ayrım yapmadan bütün insanları kucaklamaktan bahseden bir ecdadın
torunları olarak bugün de çözüm sürecinde, anayasamızdaki her
vatandaşın eşit olduğu ibaresinin uygulamaya geçme sürecini yaşıyoruz."
Bağış,
Avrupa Birliği sürecinin, Türkiye'nin demokratikleşmesine,
şeffaflaşmasına, zenginleşmesine ve kalkınmasına katkıda bulunurken,
çözüm sürecinin de en önemli platformu olduğunu vurgulayarak, "Bu ülke
çok daha iyisine layıktır, bunu da çözüm sürecimizde, aydınlanma
sürecimizde, şeffaflaşma sürecimizde, demokratikleşme sürecimizde, yani
Avrupa Birliği sürecimizde gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı.
AB süreci insanca yaşam sürecimizdir
09 Mayıs 2013 İSTANBUL
Bakan
Bağış, Avrupa Birliği sürecinin, Türkiye'nin insanca yaşam süreci
olduğunu belirterek "Türkiye'nin demokratikleşmesine, şeffaflaşmasına ve
kalkınmasına katkıda bulunurken, çözüm sürecinin de en önemli
platformu" dedi.
AB
Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Ulusal Ajans'ın 10. yılı
dolayısıyla Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen "81 İl 81 Proje, Ulusal
Ajans'ın 10. Yılı Festivali"nin açılışında yaptığı konuşmada, festivali
yarın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da ziyaret edeceğini belirtti.
AB Bakanı
ve Başmüzakereci Bağış, İstanbul'un birçok konuda olduğu gibi ulusal
program projeleri konusunda da öncülüğü üstlenmiş durumda olduğunu
söyledi.
İstanbul'un 39 ilçesinin de Avrupa Birliği programlarından yararlandığına dikkati çeken Bağış, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Avrupa
Birliği fonlarıyla hem ilçenin ihtiyaçları gideriliyor hem de o ilçenin
yaşayanları Avrupa'da eğitim imkanlarına kavuşuyor. Emeği olan herkese
teşekkür ediyorum. Avrupa Birliği süreci, bizim reform, çözüm ve insanca
yaşam sürecimizdir. Avrupa Birliği süreci, aynı zamanda bizim kendi
özümüze dönme sürecimizdir. Özümüze dönmekle de şunu kastediyorum; biz
tarihte en güçlü olduğumuz dönemlerde bile 'insanı yaşat ki devlet
yaşasın' demiş bir medeniyetin mensuplarıyız. 'İnsanı yaşat' derken
hiçbir ayrım yapmadan bütün insanları kucaklamaktan bahseden bir ecdadın
torunları olarak bugün de çözüm sürecinde, anayasamızdaki her
vatandaşın eşit olduğu ibaresinin uygulamaya geçme sürecini yaşıyoruz."
Bağış,
Avrupa Birliği sürecinin, Türkiye'nin demokratikleşmesine,
şeffaflaşmasına, zenginleşmesine ve kalkınmasına katkıda bulunurken,
çözüm sürecinin de en önemli platformu olduğunu vurgulayarak, "Bu ülke
çok daha iyisine layıktır, bunu da çözüm sürecimizde, aydınlanma
sürecimizde, şeffaflaşma sürecimizde, demokratikleşme sürecimizde, yani
Avrupa Birliği sürecimizde gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı.
AB süreci insanca yaşam sürecimizdir
09 Mayıs 2013 İSTANBUL
Bakan
Bağış, Avrupa Birliği sürecinin, Türkiye'nin insanca yaşam süreci
olduğunu belirterek "Türkiye'nin demokratikleşmesine, şeffaflaşmasına ve
kalkınmasına katkıda bulunurken, çözüm sürecinin de en önemli
platformu" dedi.
AB
Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Ulusal Ajans'ın 10. yılı
dolayısıyla Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen "81 İl 81 Proje, Ulusal
Ajans'ın 10. Yılı Festivali"nin açılışında yaptığı konuşmada, festivali
yarın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da ziyaret edeceğini belirtti.
AB Bakanı
ve Başmüzakereci Bağış, İstanbul'un birçok konuda olduğu gibi ulusal
program projeleri konusunda da öncülüğü üstlenmiş durumda olduğunu
söyledi.
İstanbul'un 39 ilçesinin de Avrupa Birliği programlarından yararlandığına dikkati çeken Bağış, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Avrupa
Birliği fonlarıyla hem ilçenin ihtiyaçları gideriliyor hem de o ilçenin
yaşayanları Avrupa'da eğitim imkanlarına kavuşuyor. Emeği olan herkese
teşekkür ediyorum. Avrupa Birliği süreci, bizim reform, çözüm ve insanca
yaşam sürecimizdir. Avrupa Birliği süreci, aynı zamanda bizim kendi
özümüze dönme sürecimizdir. Özümüze dönmekle de şunu kastediyorum; biz
tarihte en güçlü olduğumuz dönemlerde bile 'insanı yaşat ki devlet
yaşasın' demiş bir medeniyetin mensuplarıyız. 'İnsanı yaşat' derken
hiçbir ayrım yapmadan bütün insanları kucaklamaktan bahseden bir ecdadın
torunları olarak bugün de çözüm sürecinde, anayasamızdaki her
vatandaşın eşit olduğu ibaresinin uygulamaya geçme sürecini yaşıyoruz."
Bağış,
Avrupa Birliği sürecinin, Türkiye'nin demokratikleşmesine,
şeffaflaşmasına, zenginleşmesine ve kalkınmasına katkıda bulunurken,
çözüm sürecinin de en önemli platformu olduğunu vurgulayarak, "Bu ülke
çok daha iyisine layıktır, bunu da çözüm sürecimizde, aydınlanma
sürecimizde, şeffaflaşma sürecimizde, demokratikleşme sürecimizde, yani
Avrupa Birliği sürecimizde gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı.
Siyasal ve toplumsal çalışma yapacağız
09 Mayıs 2013 TBMM
TBMM
Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması ve Çözüm Sürecinin
Değerlendirilmesi Komisyonu Başkanı Bostancı, "siyasal ve toplumsal bir
çalışma" yapacaklarını söyledi.
TBMM Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması ve Çözüm Sürecinin
Değerlendirilmesi Komisyonu, başkanlığa seçilen AK Parti Amasya
Milletvekili Naci Bostancı'nın başkanlığında toplandı. Toplantıya,
komisyonun bazı üyeleri katıldı.
Toplantının başında konuşan
Bostancı, komisyonun ilk toplantısını dün yaptığını anımsatarak, "Ne
oluyor, kim nasıl çekiliyor, buna yönelik çalışmamız olmayacak, siyasal
ve toplumsal çalışma olacak" dedi.
Komisyon çalışmaları
süresince kamuoyunun beklentilerinin yanı sıra geçmişte yaşananlar ve
gelecekte barışın sağlanmasına yönelik değerlendirmeleri birlikte ele
alacaklarını ifade eden Bostancı, "Ümit ederiz, arkasındaki güçlü
toplumsal talep ve destekle birlikte ve siyasetin aklı selimiyle süreç
başarıyla devam edecektir, komisyonumuz da katkı sağlayacaktır" diye
konuştu.
Komisyon üyeleri, toplantıda sürece ilişkin genel
değerlendirmelerini ve yol haritasına ilişkin görüş ve önerilerini dile
getirirken, sorunun tanımlanması ve süreçte kullanılacak terminoloji
hakkında tartışmalar da yaşandı.
"Terörist-gerilla" tartışması
AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ürün ise süreçte yeni dil
oluşturulması yönündeki görüşlere katıldığını söyledi. Kelimeler ve
kavramların önemine değinen Ürün, sorunların çoğunun bundan
kaynaklandığını ifade etti. Ürün, "Mesela İdris Baluken TBMM Genel
Kurulu'nda konuşurken 'gerilla' demesinden rahatsız oluyorum" diye
konuştu.
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel araya girerek, Ürün'e, "Biz de 'terörist' demenizden rahatsız oluyoruz" dedi.
Ürün,
Tuncel'in sözlerine, "Bunu da biliyorum. Hukuk sisteminin olduğu bir
yerde mevcut hukuku bırakarak, kendi hukukunu uygulamaya kalkan insanlar
için ne diyeceğimizi tartışalım. Suça bulaşmamış insana hiçbir zaman
terörist demedim. Barış sürecinde yeni dil inşa edeceksek, kelime ve
kavramlarda mutabakat bulmalıyız" karşılığını verdi.
Tuncel, Kürt toplumunun "terörist" kelimesine karşı kapalı olduğunu da ifade etti.
Baluken, Öcalan ile görüşmeyi önerdi
Komisyon toplantısına katılarak, görüş ve önerilerini dile getiren BDP
Grup Başkanvekili İdris Baluken ise "Belki rahatsız olacaklar ama
gerilla aileleri ve asker ailelerinin dinlenmesini istiyoruz" diye
konuştu.
Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ve Kandil ile görüşülmesini de öneren Baluken, şunları söyledi:
"Kürt
hareketinde ağırlığı olan, liderliğini dünyanın kabul ettiği Öcalan ile
görüşme son derece önemli. Komisyon Öcalan ile görüşmeyi gündemine
almalı. Aksi halde sorunun gerçek muhataplarından birinin dinlenmemesi,
sıkıntılara yol açabilir. Kandil ile de görüşmeler yapılmalı. Kandil'de
'30 yıldır yaşanan silahlı çatışma süreci var, bundan sonra silahlı hak
arama yöntemini bir kenara bırakıyoruz, fikirlerin konuşulacağı süreci
öngörüyoruz ve bu sürecin içinde yer almak istiyoruz' iradesi var. Bu
iradenin dikkate alınmaması doğru yaklaşım olmaz. Kandil ile
görüşülmesi, silahlı mücadelenin kalıcı olarak bırakılarak, demokratik
siyasete katılımın işletilmesi sürece önemli katkı sağlar."
"Sembollerle ilgili tartışmamak lazım"
Komisyon Başkanı Naci Bostancı da, şiddet dönemlerinde kamuoylarının
kendi içine kapandığını ve diğer kesimlerle karşılaştırmaya girmediğini
ya da saldırgan dil kullandığını ifade etti. Tuncel'in Kürtlerin
"terörist" kelimesine karşı kapalı olduğu sözlerini hatırlatan Bostancı,
"Sayın Tuncel şunu da biliyordur, 'gerilla' denildiğinde de kilitlenen
başka insanlar var. Çatışma aynı zamanda semboller üzerinden yürüyor.
Bazı hadiseler var ki onları nereye koyacağımızı bilemeyiz. Sivil
insanlara yönelik katliamları, köy basmaları, kurşuna dizmeleri, şehir
meydanlarındaki bombalamaları nasıl adlandıracağız?" diye konuştu.
Sembollere
ilişkin tartışma başlatılmamasını isteyen Bostancı, "Öncelikle insani,
vicdani tarafı ortaya koymamız lazım. Sembollerden başlarsak işin
içinden çıkamayız" dedi.
Bostancı, dinlenilecek kişi ve kurumlar, gidilecek yerler konusunda üyelerden tekliflerini sunmalarını istedi.
Toplantının
ardından Bostancı, gazetecilerin soruları üzerine, çözüm sürecinin
hassasiyetine dikkati çekerek, terör örgütü elebaşı Öcalan ile görüşmeye
kişisel olarak sıcak bakmadığını söyledi.